Farkındalık problemi orada! #EngelsizAslanlar


ChSvLebU0AAQQ9V.jpg

Tekerlekli sandalye basketboluna olan ilgim sanılanın aksine 2005 senesine değil, çok daha öncesine dayanmakta. Hala etkili şekilde kullanılıyor mu bilmiyorum ama TRT’nin teletext sayfasından maç sonuçlarını kontrol ettiğim, İzmir BŞB’nin dominasyonuna şahit olduğum dönemler… Lig başlayalı da çok uzun olmamış zaten, tahminen 4-5 sene öncesinde, 1996-97 gibi bir başlangıç senesine sahip. Ufak da olsa bir ivme kazanmış ama tanınırlığı olmayan bir spordu, hoş günümüzde ne kadar popüler o da tartışılır değil mi? Beşiktaş şubeyi kurduğunda nasıl kıskandığımı hatırlıyorum. Üstüne bir de İzmir’in egemenliğini kırınca… (Tesadüf bu ya, şimdi de bizim egemenliğimize bir sene ara verdiler, dokuz senelerine mal olsa da :))

Özhan Canaydın’ın imza attığı en önemli projelerden biridir Engelsiz Aslanlar. Başarıları falan bir kenara bırakıyorum zira zaten bakir olan bir branşta düzgün bir yapılanma ile başarı gelmemesi sürpriz olabilirdi. Hoş, yaşanan zorlukları görünce yüzleşince sportif yapılanma dışında çoğu şeyin çok da düzgün olmadığını anlıyorsunuz ve kendilerine olan saygınız bin kat artıyor. Konuya dönecek olursam, olay başarılar ile alakalı değil. Engelli bireylere bakış açısının değiştirilmesi, sporu kullanarak bireylerin kendilerine olan güvenlerini yerine getirilmesi, bu bireylere hayatlarını iyi koşullarda sürdürebilecek imkanların tanınması ve en önemlisi toplumdaki diğer engelli bireylere rol model olmalarını sağlamak… Engelli bireylere Türkiye’deki insanların bakış açısını düşündüğünüzde amaçlanan ve yapılmaya çalışılan işin ne denli zor olduğunu anlıyorsunuz. Bu yüzden başarılı olup, branşı tanıtmak, farkındalık yaratmak çok önemliydi. Kısmen de olsa başarıldı. Yani, başarılı olundu elbette. 9 lig, 5 Avrupa, 4 Dünya şampiyonluğu yabana atılamaz. Üstelik bu başarılar 9 sene içinde geldiyse bunun adı dominasyon oluyor. Hani futbolda Barcelona son 12 sezonda 8 La Liga, 4 Şampiyonlar Ligi, 3 Kulüpler Dünya Kupası kazanınca ağzımız nasıl sulanıyorsa, tekerlekli sandalye basketbolunda kendi takımımız bunu daha kısa sürede, daha iyi yaptı. Sayılar ortada…

Peki hedefler neden kısmen başarılmış oldu? Neden tüm amaçlara ulaşılamadı? Öncelikle yeterli seviyede farkındalık sağlanamadığını düşünüyorum. Bunda Galatasaray’a ait medya organlarının (Web sitesi, dergi, sosyal medya hesapları, televizyon vb.) yetersiz kalması pay sahibi elbette. Bir dönem (2010-2013 arası olması lazım, tam emin değilim. Kontrol edilmeli.) kendisine görece fazla yer bulsa da, maç öncesi, maç sonu haberleri ve ara sıra röportajlardan ileri gidemedik. Branşın popülaritesini artırmak amaçlandığında, Galatasaray markası altında o branşa dair güzel bilgiler bulunmasını isterim. Bizim web sitemizde puanlama sistemi ve IWBF Europe’un sitesine yönlendirme dışında herhangi bir bilgi bulunmamakta. Halbuki bu kadar başarılı, taraftarın önemsediği ve bir aile havasının yaşandığı branş; kulübün sosyal medya hesaplarında daha fazla ön plana çıkarılamaz mıydı? Kısa videolar, bilgilendirici yazılar ile ilgili olmayan kesimin dikkati çekilemez miydi? Hoş, mevcut durumda resmi sitede basketbol altında olmayan, buna rağmen tüm branşlara sunulan resmi sosyal medya hesabı imkanından faydalanamayan ve resmen atıl olarak görülen bir yapı için bunu istemek lüks oluyor sanırım.

İkincil olarak sorun başarıların kanıksanmış olması. Taraftar “Engelsiz Aslanlar nasılsa şampiyon olur.” algısıyla yaklaştı olaya.En güçlü takım bizde, çıkar alırız… Halbuki arka tarafta yaşanan sorunlar, yapılan antrenmanlar, çekilen çileler hep gizli kalıyor. Bu da başarıların kolay kazanıldığı algısı yaratıp, kanıksanmasına ve olağan karşılanmasına neden oluyor.Senelerdir futbolda kazanılan UEFA Kupası’nın ne denli zor ortamda, ödeme zorlukları altında kazanıldığından bahsedilir. (En azından ben öyle hatırlıyorum.) Erkek basketbol takımında ödeme problemi olduğunda Kerem Gönlüm kulübe ihtar gönderir, antrenmana çıkmama tehditleri gelir ve basın kullanılır. (Tabi hiçbir sonuç, kulübün yarattığı ödeme problemi nedenini geçersiz kılmaz.) Yani, görece popüler branşlarda yaşanılan sorunlar bir şekilde gün yüzüne çıkarılırken, kulübüne bağlı ve etik duruşlarını hiçbir zaman bozmayan ve kendilerini hukukun çizmiş olduğu sınırlar içerisinde tutan, bunu da hiçbir zaman basın yoluyla fırtına kopararak yaymayan bir grup kol kırılır yen içinde kalır felsefesiyle yaşadığı zorlukları hep içinde tutar. Bu zorlukların, sıkıntıların ve yoğun programın farkında olmayan insanlar ise başarıyı kanıksar ve ilgi otomatik olarak azalır. Kısaca, istenilen farkındalığı yaratamamış olursunuz. Sorunları değil, başarıları ön planda tutmak bu noktada önemlidir ama yukarıda yazdığım Galatasaray’a ait medya organlarının yetersizliği buna engel oluyor.

Son olarak bazı kesimlerin kulübün, branşın ve engelli bireylerin ön planda olmasında duydukları rahatsızlık var. Neden? Çünkü Engelsiz Aslanlar hepsinin kurdukları düzene çomağın en büyüğünü sokuyor. 9 uluslar arası başarı ile hem kulübün hem de Türkiye sporunun en başarılı temsilcisi olmak size Galatasaray’da avantaj değil, dezavantaj sağlıyor çünkü çalışma sisteminiz bazılarının alışılageldik sistemi ile örtüşmüyor. Ahbap çavuş ilişkisine değil, etiğe, ahlaka, Galatasaray kültürüne, çok çalışmaya ve her zaman daha iyisi olmak için mücadeleye dayanıyor.Aynı durum federasyon seviyesinde de geçerli. Galatasaray maaş skalasını yüksek tutar, engelli bireylerin kendilerine yetebilmelerini ve iyi koşulda olmalarını sağlar. Bir çoğu ise engellilerin kendilerine bağımlı olmalarını, paraların kendi ceplerine inmesini ister. Amaçları ne sporu geliştirmek, ne de engelli bireylerin toplum içinde yer edinmesini sağlamak. Sporcusunun üniversite bursunu kesmekten tutun da, iş tehdidine; kadın sporculara tacizden tutun da, yolsuzluklara kadar her şey var ne yazık ki. Kötüsü, bu düzenlerinin bozulmasını da istemiyorlar. R. Sedat İncesu ise bu bireylerin daha iyi konumda olması için gerekirse kendi kariyerini tehlikeye atar, sporcularına etiğin, ahlakın, doğruluğun ve çok çalışmanın önemini anlatır. Düzenlerine terstir.

Peki şimdi ne olacak? Bildiğiniz gibi Engelsiz Aslanlar kurulduğu günden bu yana ilk defa yerel ligde şampiyon olamadı. Bir devrin sonu aslında. Engelsiz Aslanlar için ilk etap bitmiş oldu. İkinci etapta yaratılan farkındalığın rüzgarı ile çok daha güçlü bir yapı kurmak amaçlanmakla birlikte, yukarıda saydığım nedenlerle farkındalık problemi ile karşı karşıyayız.Bu da işleri tahmin edilenden daha zor kılacak.

Aslında içimdekileri dökmek üzere başlamıştım, dertleşmek istiyordum kendimce… Hatta bu yazı saf taraftarlığa dönüşümün başlangıcı olsun istemiştim. Yeniden uzaktan takip ettiğim günlere dönmek için bir adım olacaktı. Bir veda belki de… 2009 senesinde bu blogu kurarken amacım gayet naifti. Farkındalık problemi o dönem dikkatimi çekmiş, düşünün yedi koca sene geçti üzerinden, ve branşı daha görünür, daha bilinir hale getirmek istemiştim. (Sedat Hoca ile tanışmamız da benzer döneme denk gelir.) Sonra her geçen gün biraz daha ailenin içinde buldum kendimi. Zorlukları gördüm, şahit oldum. Bire bir… Farkındalık problemi oradaydı. Bloga yeniden yazayım istedim, tek başına altından kalkamadım sanırım. Gündelik hayat, yaşam kavgası bu işi amatörce yapmayı bir şekilde engelliyor. Maç içerisinde istatistik tuttum bir dönem. Hem blogda yazarım, hem de sezon verileri özellikle Avrupa mücadeleleri öncesinde işe yarar diye düşündüm. Yine belli noktada bırakmak durumunda kaldım. Farkındalık problemi hala oradaydı. Arada haberler verdim, isyan ettim… Haksızlıklara karşı, zorluklara karşı sesleri olmaya çalıştım. Kısmi olarak başarılı oldum ama tüm tepkiler günlük olarak orada kaldık. Farkındalık problemi hala oradaydı. Sponsorluk için, ödeme güçlükleri yaşanan dönemlerde ödemelerin yapılması için kaç kişiye, kaç şirkete gittim bilmiyorum. Galatasaraylılıkları ile sosyal medyada övünen insanlar dönüp cevap bile vermeye yüksündüler. Nasıl moral bozucu bilemezsiniz. Halbuki “Ne yazık ki olumlu dönemiyoruz.” deseler, “Eyvallah.” deyip gidecektim. Düşünün, farkındalık problemi hala orada.

Popülarite her şey dostlar. Eğer yapacağınız katkının sonunda takdir göremeyeceğinizi ya da ön plana çıkamayacağınızı biliyorsanız, o işi genelde yapmıyorsunuz. Ben de kendimi sorgular oldum. Tüm saflığımla uğruna mücadele ettiğim şeylerden ne kazandığımı düşündüm. Ön plana çıktım, aracı oldum, geri plana atıldım ama hep devam ettim çünkü tek amacım bu branşın, Engelsiz Aslanlar’ın iyi durumda olması ve istenilen farkındalık seviyesine Türkiye halkını ulaştırması.Çok daha iyi projelerle çok daha fazla sayıda engelli bireyin hayatına dokunmalarını sağlayabilmek. Önemli olan bu davadır benim için. Ancak farkındalık problemi hala orada.

2009 yılında hiçbir şey bilmeden safça başladığım bu yolculuğu nereye kadar taşırım bilmiyorum. Bazen uzaktan sevmek daha mı iyi diye düşünmüyor değilim. Evet, veda yazısı olabilirdi bu ama şimdilik nokta koymuyorum. Farkındalık problemlerini, zorlukları düşündükçe yarı yolda bırakmak da istemiyorum ama öte yandan boşa kürek çekiyormuşum gibi geliyor. O yüzden bir virgül ile bu hikayeyi durduruyorum kendi adıma. Düşüneceğim.

7 yıl boyunca bir şekilde burayı okuduysanız, bir şeyler katabildiysem sizlere benden mutlusu yok.

Lütfen unutmayın, farkındalık problemi orada.

#EngelsizAslanlar! #GalatasarayınGerçekRuhu!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s