Tag Archives: beşiktaş

#EngelsizAslanlar – TRANSFER |Cem Gezinci Galatasaray’da!

Galatasaray Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı, Engelsiz Aslanlar, yeni sezonda kadrosunu daha da güçlendirmek adına ilk adımını attı. Türk Milli Takımı’nın ve BJK RMK Marine’in önemli oyuncularından 1985 doğumlu pivot Cem Gezinci bundan sonra Galatasaray forması giyecek.

13 yaşında Beşiktaş alt yapısında basketbola başlayan Cem Gezinci, yaşadığı ağır sakatlıkların ardından antrenörümüz Sedat İncesu’nun da yardımları ile tekerlekli sandalye basketboluna başladı ve 2007 senesinden bu yana Demir Pençeler’in kadrosunda yer almaktaydı. Beşiktaş’ta Andre Vergauwen ve Willi Brinkmann kupalarını kazanan Cem, Engelsiz Aslanlar’ımızın dominasyonuna gelen dönemde henüz lig şampiyonluğu ile tanışamadı. 2011 senesinde İstanbul’da düzenlenen Andre Vergauwen Kupası’nda göstermiş olduğu başarı onu turnuvanın en iyi oyuncusu (MVP) seçtirdi. 2011 yılında Milli Takımımız Avrupa 5.si olarak Paralimpik Oyunları’na katılmaya hak kazanırken Cem de bu başarıya katkı sağlayan oyunculardan biri olarak dikkat çekti. Geçen sene Paralimpik Oyunları’nda 7. olan takımımızda ve bu sene Avrupa ikincisi olan oyuncu grubunda da önemli roller üstlendi.

2 metre boyunda olan Cem Gezinci, üstün fiziği sayesinde pota altında önemli işler başarabilen bir oyuncu.

Ezeli rakipten yapılan böyle bir transfer elbette tartışmaları da birlikte getirdi. Peki Cem’in ayrılışını Galatasaray’ın teklif ettiği iddia edilen çok yüksek miktar mı tetikledi? Karşı taraftan gelen yorumlar bu yönde. Peki gerçekler neler?

Cem Gezinci 1998 senesinden bu yana Beşiktaş’a bir şekilde hizmet eden önemli bir sporcu. Özellikle son senelerde tekerlekli sandalye basketbol takımına yaptığı katkılar ortada. Bütün bu başarılara rağmen Beşiktaş’tan son üç sezondur zam almadan oynamakta. Sizce bir sporcunun en doğal beklentisi kazandığı başarının ardından kontratının iyileştirilmesi değil midir? Unutulmamalıdır ki Cem hayatını bu spordan kazanmaktadır ve göstermiş olduğu üstün başarı ücretinde iyileştirmeyi oldukça hak etmektedir. Peki Beşiktaş yönetimi bu yaz bu durum karşısında sözleşmesini yenilemeyen Cem’e ne yapmıştır? 1998 yılından beri gösterilen emeklerin karşılığı evine gönderilen haciz olmuştur. Bu durumla karşı karşıya kalan sporcumuzun iyi ve düzenli bir organizasyon olan Galatasaray ile sözleşme imzalamasından doğal ne vardır?

Lütfen Cem’in imzasını sadece parasal iyileşme ile sınırlandırmayalım. Cem’i Beşiktaş’tan ayırmaya iten nedenler de sorumlularının sıkıntısı olarak kalsın.

Yeni oyuncumuz Cem Gezinci’yi Galatasaray’ımızda üstün başarılar dilerim.

Reklamlar

Finaldeyiz!

IWBF Europe Champions Cup’ta ikinci gün de tamamlandı. Sabah seansı gruplarda son maçların oynanması ve yarı final pozisyonlarının şekillenmesi ile sona erdi. A Grubu’nda Rollis Zwickau BSR Valladolid’i yenerek turnuvadaki ilk galibiyetini alırken, yarı finalde eşleşme hesapları yaparak en iyi oyuncusu Cem Gezinci’yi oynatmayan BJK RMK Marine, İtalyan Santa Lucia’ya yenilirken doluya tutulacağının farkında bile değildi. İki Türk takımı böylelikle muhtemel bir final maçı karşılaşması şansını kaybetmişti.

Saat 13.30 olduğunda ise sıra Engelsiz Aslanlar’a geldi. İlk gün grup liderliğini garantileyen takımımız RSV Lahn-Dill karşısına düşük konsantrasyonla çıktı. Maçın başında bir ara 10 sayı geriye düşseler de iyi savunma ve özellikle Luszynski ve Filipski ikilisinin etkili oyunu ile karşılaşmadan 84-72 galip ayrılmayı bildi. Galatasaray’ımız grup maçlarını namağlup bitirirken, Lahn-Dill maç kazanamadan elendi.

RSV Lahn-Dill maçında takımımızın istatistikleri şu şekildeydi:

StatsLahnDill

Grubumuzdaki diğer maçta Fundosa Once, Stefano Sport’u mağlup ederek yarı finalde İtalyan Santa Lucia’nın rakibi oldu.

Yarı final maçında bir diğer Türk takımı BJK RMK Marine ile karşılaşan Engelsiz Aslanlar, turnuvadaki en iyi oyununu sergileyerek rakibine en ufak bir umut bile vermedi. Maça Seyran – Matt – Sofyane – Filipski – Luszynski beşi ile başlayan takımımız Filipski ve Luszynski’nin çok çabuk faul problemine girmesine rağmen kaptanımız Özgür’ün göstermiş olduğu harika performans neticesinde hiçbir problem yaşamadı.

Dün maç yazısında belirttiğim hususlara takım o kadar iyi hazırlanmıştı ki birkaç pozisyon hatası dışında ne Cem’e boyalı alana girme izni verdik, ne de Kaan’ın katlarına… Bu sayede rakibimizi tam 21 sayı farkla 77-56 mağlup ettik ve finale adımızı yazdırdık. Galatasaray’ımızın istatistikleri şu şekildeydi:

Statsbjk

Yarı final’in diğer ayağında ise Santa Lucia, son topa kadar çekişmeli geçen maçın ardından Fundosa Once’yi 60-57 mağlup ederek finalde Engelsiz Aslanlar’ımızın rakibi oldu.

Klasman maçlarında karşı karşıya gelen iki Alman ekibi Zwickau ve Lahn-Dill’in mücadelesinde gülen taraf Zwickau oldu. Öteki klasman maçında ise Stefano Sport, ev sahibi BSR Valladolid’i mağlup etti. Son şampiyon Lahn-Dill’in maç kazanamadan turnuvayı kapatma ihtimali Champions Cup’ta ilginç bir detay olarak göze çarpıyor.

Champions Cup’ta son gün programı şu şekilde:

10.00 – BSR Valladolid  – RSV Lahn-Dill (Yedincilik Maçı)

11.00 – Fundosa Once – BJK RMK Marine (Üçüncülük Maçı)

12.15 – Stefano Sport – Rollis Zwickau (Beşincilik Maçı)

13.15 – ENGELSİZ ASLANLAR – Santa Lucia (FİNAL)

IWBF Europe Champions Cup – Yarı Final: Kupaya Türk Damgası!

Not: Fotoğraf 2008 senesinde yaşadığımız ilk Champions Cup şampiyonluğuna aittir.

IWBF Europe Champions Cup’ta grup mücadeleleri sabah seansında oynanan maçlarla birlikte tamamlandı. A Grubu’nun karar maçında Santa Lucia, BJK RMK Marine’i 65-57 mağlup ederek grubu lider bitirirken, BJK RMK Marine 2 galibiyet, 1 mağlubiyet ile ikinci sırada yer aldı.

B Grubu’nu lider bitirmeyi dün garantileyen Engelsiz Aslanlar’ımız ise geçen sezon final maçında mağlup olduğu RSV Lahn-Dill takımından intikamı 84-72’lik galibiyetle alarak grup maçlarını namağlup bitirdi. Grubumuzda ikinci sırayı alacak takımı belirleyen maçta ise Fundosa Once, Stefano Sport’u 75-71 mağlup etti ve yarı finalde Santa Lucia’nın rakibi oldu.

Turnuvada tam anlamıyla bir Türk damgası olduğunu söylemek mümkün. Yarı finalin ikinci ayağını B Grubu’nu yenilgisiz lider bitiren Galatasaray’ımız ile A Grubu’nda ikinci olan BJK RMK Marine oynayacak. Karşılaşma TSİ 21.00’da oynanacak ve canlı olarak takip edilebilecek.

Galatasaray ve BJK RMK Marine takımları Garanti Tekerlekli Sandalye Basketbol Süper Lig’den birbirlerini çok iyi tanıyorlar. Engelsiz Aslanlar’ımızı iyi kötü bildiğimize göre biraz Beşiktaş’tan bahsedelim.

Beşiktaş tekerlekli sandalye basketboluna 2003 senesinin yaz aylarında giriş yaptı. Taraftarları tarafından “Demir Pençeler” lakabıyla bilinen BJK RMK Marine takımı, 2004-05 ve 2005-06 yıllarında İzmir BŞB’nin ligdeki dominasyonunu kırarak üst üste iki kez şampiyon olma başarısını gösterdi. 2005 senesinde Galatasaray’ın bu branşa yaptığı yatırımlar neticesinde geri planda kalan siyah beyazlılar, sonraki yıllarda rakibine karşı başa baş geçen maçlar dışında pek varlık gösteremedi.

Demir Pençeler, Avrupa kupalarında Andre Vergauwen Kupası’nda 2009 yılında üçüncülük, 2010 yılında ikincilik ve nihayetinde 2011 yılında İstanbul’da ev sahipliği yaptığı finallerde şampiyonluk kazandı. Bundan bir sene sonra İstanbul’da Galatasaray’ın ev sahipliğinde yapılan Champions Cup finallerine katılmak için Euroleague 1 elemelerine katılsa da grubunu dördüncü bitirerek Willi Brinkmann Kupası’na katıldı ve oldukça rahat bir şekilde şampiyon olarak Türkiye’ye ikinci kez bir Avrupa Kupası kazandırmanın haklı gururunu yaşadı.

Sezon başında antrenörlüğe bir dönem Engelsiz Aslanlar’ın yardımcı antrenörlüğünü yapmış tecrübeli Tacettin Çıpa’yı getiren Beşiktaş, sezon başından itibaren oldukça iyi bir performans sergilemekte. Kadrosunda milli takımımızın yıldız oyuncularından Kaan Dalay, Cem Gezinci, Bülent Yılmaz, Deniz Acar ve Aytaç Ercan’ı barındırıyorlar. Bu beşli, sahada bir arada yer alamasa da oynadıkları süreler zarfında takımlarının skor yüklerini üstleniyorlar. Kadrosunda yabancı oyuncu bulunmayan Beşiktaş’ın en önemli dezavantajı kadro derinliğinin bulunmaması.

Champions Cup’a Euroleague 1 elemelerini namağlup bitirerek gelen Beşiktaş, A Grubu’nda önce ev sahibi BSR Valladolid’i 70-67, daha sonra Almanların tecrübeli takımı Rollis Zwickau’yu 71-69 mağlup etti ve yarı finale kalmaya hak kazandı. Grubun son maçında ise yarı final karşılaşmasını düşünerek Cem Gezinci’yi oynatmadılar ve İtalyan Santa Lucia’ya 65-57 mağlup oldular.

BJK RMK Marine’in kadrosu şu şekilde:

  • 4Ali ALU1.5
  • 5Kaan DALAY2.5
  • 6Engin EKINCI4.0
  • 7Bülent YILMAZ3.5
  • 8Yasin CIRGAOGLU1.0
  • 9Cafer YUMUK1.0
  • 10Cem GEZINCI4.5
  • 11Ilhan TUNCAY3.0
  • 12Yasemin GÜLER1.0
  • 13Aytaç ERCAN4.0
  • 14Deniz ACAR2.5

Şimdi gelelim Beşiktaş’a karşı avantajlarımıza ve dezavantajlarımıza.

Öncelikle Beşiktaş’ın pek değişmeyen bir sistemle oynadığını belirtmek gerekir. Cem’i boyalı alana sokabildikleri anda kendisinin fiziki avantajını kullanarak topu düşünmeden ona indiriyorlar ve işlemi tamamlıyorlar. Boyalı bölgede topu alan Cem’i durdurmak neredeyse imkansız. Kendi şahsi hataları olmadan maalesef bunu başaramayız. Dolayısıyla ilk yapmamız gereken iş ya en başından savunmaya dönerken Cem’i kendi yarı sahasında hapsetmek (Man out) ya da hiçbir şekilde boyalı alana kendisini sokmamak. Burada onun olduğu taraftaki oyuncularımızın çok dikkatli olması gerekiyor. Dip çizgi mutlak suretle kapatılmalı, mümkün mertebe kendisine show up yapmalıyız. Tabii bu çıkışlarda Kaan Dalay ya da Deniz Acar gibi içeri devrilebilen isimler tehlike arz etmekte. Dolayısıyla pasif bölgede bulunan oyuncularımızın da bu katlara mutlaka dikkat etmesi gerekiyor. Eğer bu söylediklerim başarılı biçimde yerine getirilirse BJK RMK Marine’in hücum etkinliği neredeyse yarıya indiriliyor. Boyalı bölge dışından atılabilecek şutlara kaldıkları anda isabet oranları belli bir noktada düşüşe geçecektir. Bu da maçın ilerleyen kısımlarında kontrolün tamamen bize geçmesi anlamını taşır.

Bizim için tehlike taşıyabilecek beşleri (Puanları yanlış hesaplamadıysam) 1.0 puanlı herhangi bir oyuncu – Kaan Dalay – Deniz Acar – Aytaç Ercan – Cem Gezinci olur.  Aytaç Ercan hem fiziki üstünlüğü olan, hem de kendi pozisyonunu yaratabilen bir oyuncu. Bu beşe ancak ve ancak uzun beşimizle (Seyran – Sofyane – Matt/Ferit – (Fifi, Tristan, Özgür ve Luzi’den herhangi ikisi) karşılık verebiliriz. Nasıl? Yapılan iyi savunma neticesinde alacağımız ribauntları hızlı hücumla değerlendirebiliriz. Sofyane, Matt ve Tristan yarı sahayı çok hızlı geçen oyuncular olduğundan çok önemli bir avantajımız oluyor. Savunmada tepede Fifi’nin veya Özgür’ün kaldığı durumlarda da benzer hızlı hücum imkanları yakalamamız mümkün.

Maçın kilit noktası savunma. Savunma özelinde Cem Gezinci’nin savunması. Gündüz maç yapmamış olması onu dinlendirse de maç temposunda sıkıntıya yol açmış da olabilir. Ayrıca Cem mental olarak kuvvetli bir oyuncu sayılmaz. Çabuk demoralize olabiliyor. Onu iyi savunmayla kötü atışlara itmek maçın başında üstünlüğü ele geçirmemizi sağlayabilir.

Bir diğer avantajımız ise yabancı sınırlamasının elimizi kolumuzu bağlamayacak olması. Beş yabancımızda kadroda olacak ve dilediğimiz kadarını sahada tutabileceğiz. Türkiye’deki maçlarda bunu yapamadığımız için zaman zaman rotasyon sıkıntıları yaşıyorduk ancak burada kadro derinliğimizden fazlasıyla faydalanabiliriz.

2006 senesinde lige yükseldiğimiz andan bu yana Beşiktaş’a karşı oldukça iyi bir üstünlüğümüz söz konusu. Bileğimizi kolay kolay bükemiyorlar. Yine de bu yarı final ve tek maç. Oldukça iyi konsantre olacaklardır. Bizi yarı finalde elemeleri 7 senenin acısını bir anda çıkarabilir. Farkındalar. Bizim de bu durumun farkında olmamız lazım. Başımızda bu branşın en iyi isimlerinden biri var. Kadromuz dünya yıldızlarıyla dolu. Kapasitemiz Beşiktaş’a oranla daha fazla. Yapmamız gereken tek şey konsantre olmak ve savunma yapmak. Turnuvada oynadığımız maçlarda 10-15 dakikalık savunma periyotları maçları kazanmamıza yetti fakat şimdi daha fazlasını yapma zamanı. Beşiktaş’ı bir an bile ümitlendirmemeliyiz.

Takımımız 6. kez bu turnuvada boy gösteriyor. Daha önceki beş katılımımızda dört kez gruptan çıktık ve gruptan çıktığımız her sene final oynadık. Tarihi yeniden yazma zamanı! Geçen sene Almanların elimizden kapıp gittiği kupayı ilk kez şampiyonluk yaşadığımız ülke olan İspanya’da, bu kez Valladolid şehrinde yeniden kazanıp ülkemize getirme zamanı! Yedi senelik rekabetin verdiği ateşi hissederek, bu zamana kadar sahip olduğumuz üstünlüğü unutup her şeye sıfırdan başlıyormuşçasına büyük bir istek ve azimle oynama zamanı!

Bu taraftar size güveniyor Engelsiz Aslanlar! Bu taraftar pazar günü kupayı alıp geldiğinizde sizleri hava alanında karşılamaya hazırlanıyor! Finale tek bir adım kaldı! Başardınız, yine başaracaksınız!

“Yensen, yenilsen de taraftarın senle! Başkaldırın tüm engellere! Oynayın ölümüne!”

http://www.youtube.com/watch?v=P9rkXmp9liQ&feature=share

DUYURU | Yarıda Kalan Beşiktaş RMK Marine Maçı Hakkında

9 Aralık 2012 günü çıkan olaylar sebebiyle yarıda kalan Galatasaray – Beşiktaş RMK Marine maçı 16 Ocak 2013 Çarşamba günü saat 17.00’da Ahmet Cömert Spor Salonu’nda kaldığı yerden oynanacak. Takımlar maça o günkü kadrolarını hiç değiştirmeden çıkacaklar.

Müsabakaya yalnız kadın ve çocuk taraftarlar alınacak.

Hatırlanacağı üzere maç 2. çeyreğin bitimine 6 dakika civarında bir süre kala Galatasaray’ın 31-26’lık üstünlüğü ile devam ederken yarıda kalmıştı.

Derbi Rezaleti!

Branş ayırt etmeksizin derbi günleri güne farklı uyanır insan. Benzer duygularla uyandım ben de. Sabah gözlerimi açtığımda aklıma gelen ilk şey Engelsiz Aslanlar’ın bugün yeni sezonda ilk defa taraftarının önüne çıkacağı oldu. Üstelik bu bir derbi maçıydı, geçen sene olduğu gibi! Takımımız sezonu Japonya’da kazandığı kupa ile görkemli şekilde açmıştı. Türkiye’ye döndüğünde Yalova’da şampiyonlara layık biçimde ağırlanmıştı! Hem Yalovalılar, hem de takımımızı orada yalnız bırakmayan taraftarlarımız baş roldeydi.

İnsan ister istemez İstanbul’da da benzer bir tablo bekliyor. Aslanlarımız da haliyle bu beklenti içerisinde başlamışlardır güne. Bende ise aksine büyük bir umutsuzluk hakimdi. Galatasaray taraftarı bu önemli günde takımı yalnız bırakacaktı. Maalesef öyle de oldu. Salona adım attığımda henüz Beşiktaş taraftarları teşrif etmemişlerdi. Salonda toplasanız 10 kişi var ya da yoktu. Anlaşılan durum beklentilerimden de vahim olacaktı. “Belki maç saatine doğru gelenler olur.” diye beklemeye başladım.

Tribünde otururken eski maçları düşünmeye başladım. Özellikle Beşiktaş ile oynadıklarımızı… Sonra aklıma birden geçen sene oynanan maç geldi. Beşiktaşlı ve engelli olduğu iddia edilen bir vatandaşımızın Galatasaray taraftarları tarafından bıçaklandığı dedikodusu türemişti. Doğrulandı mı yalanlandı mı anımsayamadım. Aklımda söylenti olarak kalmış olsa da bir yandan da tam olarak hatırlayamamanın vermiş olduğu huzursuzluk kapladı içimi. İşte tam o an Beşiktaşlı taraftarlar büyük bir gürültüyle içeri girdiler.

Bu taraftarların büyük çoğunluğu, belki tamamı, dışarıda içki tüketiyorlardı. Salona girmeden gözlemlemiştim. Kısacası, büyük çoğunluğu sarhoş olan bir kitleden bahsediyoruz. Olay çıkarmaya geldikleri belliydi. Kim tarafından, nasıl organize edilmişlerdi? Basketbol takımlarının Euroleague maçlarında toplasan o kadar seyirciye oynayan bir kulübün taraftarları nasıl oldu da Türkiye’de popülaritesi sorgulanan bir branştaki maça bu kadar kalabalık gelmişlerdi? Kendimce iki cevap buldum. 1) Geçen sene yaşandığı iddia edilen o olayın rövanşı alınmak isteniyordu. 2) Yönetimleri organize etmişti. Cevap: Bence hepsi.

Beşiktaşlıların salona gelişi kendimi geçtim, takım üzerinde çok büyük bir moral bozukluğu yarattı. Tabii ki moral bozukluğunun temel sebebi ev sahibi olduğumuz bir maçta deplasman havasını yaşıyor olmak da bu moral bozukluğunda büyük etken oldu. Herkesin bir isyanı vardı. “Bir deplasman maçı” daha yapacaktık.

Derken ilk seans başladı. Salona gelen Beşiktaş taraftarı galiz küfürlerle tezahürata başladılar. Nefret dolu söylemlerin özellikle bu branşta salonlara yakışmadığını geçtim, herhangi bir şekilde hayatın herhangi bir noktasına yakışmıyor. Belli ki orada bulunanlar olay çıkarmayı zaten kafalarına koymuşlar ve bahane arıyorlar. Şaşırdım mı? Elbette hayır. Zira bunu ilk kez yapmıyorlar. Deplasmanda oynanılan her maçta benzer tablolar, özellikle nefret içeren davranışlar, gözlemleniyor. Aslanlarımızın yanında olmak isteyen 3-5 taraftarımızın takım otobüsüyle güç bela salondan çıktığı günleri de unutmuyoruz.

Neyse, ilk seansa devam edelim. Yıldız Teknik’ten olduğunu tahmin ettiğim arkadaşlar salona geldiler. Yaptıkları tek şey pankartları asmaktı. “Peşindeyiz” pankartı asılmaya çalışıldığında 2-3 Beşiktaşlının bir anda sahaya girdiklerini gördüm. Pankartı çocukların ellerinden almaya çalışıyorlardı. Vermedi bizimkiler. Pankart namus netice itibariyle. Direnince saldırdılar. Onlar saldırınca tüm Beşiktaş tribünü bir anda sahaya indi. Şimdi soruyorum: Provokasyon var mı? Küfür içeren bir pankart mı? Kim provoke etmiş? Beşiktaş taraftarı neden ve ne için o çocuklara saldırdı? Neden birkaçı sporcuların üzerine yürümeye çalıştı da sonra vazgeçirildi?

Bütün Beşiktaş taraftarı çocukların üzerine yürüyünce yüzlerinde ufak tefek darp izleri oluştu haliyle. O arada Sedat Hoca tüm takımı içeri çekti. O ara Beşiktaş taraftarlarından bir tanesi de bana sataşmaya çalıştı ama karşılık vermedim. Ne olur ne olmaz diyerek ben de içeri geçtim. Oyuncularımızın sinirlerini ve moral bozukluklarını yüzlerinden okumak mümkündü. Muhtemelen orada kendilerini sahipsiz hissettiler. Taraftarımız yok denecek kadar az, Beşiktaşlılar zıvanadan çıkmış durumdalar… Ne desek boş.

Olayların ardından Sedat Hoca ve takımımızın yetkilileri olayların daha da büyümesini engelleme adına TBESF temsilcileriyle görüşmeler yaptılar. Beşiktaş taraftarının salonda bulunmasının sıkıntı yaratacağı, ilerleyen dönemde çok daha büyük olaylarla karşılaşılmasının çok muhtemel olduğu iletildi. Yukarıda yazdığım olayları yapan Beşiktaş taraftarından da, bu olayları ödetmek için kendilerine haber gönderilen Galatasaray taraftarından da beklenilebilir bir durumdu. Anlatıldı. Anlatılmaya çalışıldı ama alınan cevap komediden de öteydi “Alışırlar.” Bu zihniyet bir olay çıkmayacağını söylüyor ve optimist bir bakış açısıyla iki tarafında maç içerisinde sakinleşeceğini düşünüyordu. Hangi akla hizmet bu düşünce kafasında oluştu bilinmez ama bu tarz olayların öncü olduğunu göremeyecek kadar olaydan kopuk olduğu kesin.

Doğal olarak yetkililer ikna edilemedi. 3-5 olan polis sayısı biraz artırılarak olayın çözüme kavuşacağı düşünüldü ve maç bu gergin ortamda başladı. Keşke tamamlanabilseydi… İki takım da oynanan 13-14 dakikalık süreçte oldukça iyi bir basketbol ortaya koydular. Tekerlekli sandalye basketbolunu Türkiye’de bu denli üst düzey seyretmenin keyfini 5 sayılık farklı süslemişken, ki fark daha da açılacağa benziyordu, olanlar oldu…

Hiç sektirmeden anlatacağım. Yalnızca isim vermeyeceğim. Salonda olan herkes olayları bu şekilde doğrulayacaktır. Çekim de yapılıyordu. İsteyen açar, bakar. Salona sonradan giren ufak bir grup Galatasaray taraftarı karşıda duran Beşiktaş taraftarına “Dışarıya…” işaretini yaptı ve o tarafa doğru yöneldi. Bunu gören Beşiktaş taraftarı da merdivenlere doğru gitmeye çalıştı ama ne olduysa bir anda tribüne püskürüldüler. Arka tarafta ne oldu bilmiyorum ama karşılıklı bir şeyler fırlatılmış. Dışarı çıkanlar elbette olmuştur. Olayın o kısmına dair hiçbir bilgim yok.

Tribüne püskürtülen Beşiktaş taraftarı cam, demir, plastik, ellerine ne geçtiyse kırdılar ve bizim taraftarımızın bulunduğu yere doğru fırlattılar. O taraftan da karşılık geldi elbette. Kendilerine atılanları iade ettiler. Arada kalan kadınların ve çocukların durumu malumunuz… Üstelik orada sporcularımızın ve teknik ekibimizin de aileleri bulunuyordu… Bir şekilde onlar oradan tahliye edildi ama olaylar dinmek bilmedi. Polis müdahalesi kaçınılmaz hal alınca, biber gazı da kaçınılmaz oluyor. Ortalık toz duman, içeride nefes almak zor… Daha ne olsun? O arada sporcuların üzerine gelen maddeler de oldu. Bizzat bir Beşiktaş taraftarının Özgür’ün üzerine fırlattığı yabancı cismi unutmamak lazım. Beşiktaşlı taraftarların karşıya atmaya çalıştıkları cisimlerin kendi sporcularının üzerine geldiğini de… Özellikle koltukların…

İzleyiniz: http://www.youtube.com/watch?v=duDnOFyziio

Gerisini zaten biliyorsunuz. Maç tehir edildi. Yaralananlar oldu. Gerçekten bu sporu izlemek ve icra etmek için o salonda bulunanların hepsi madur oldu.

Şimdi geliyoruz esas noktaya.

Aralarda bazı soruları sıkıştırdık ama ayrı yazmakta fayda var.

1) Erkek basketbol takımının Euroleague maçına bile ancak bu oranda gidebilen Beşiktaş taraftarı nasıl oldu da popüler olmayan bir branşın maçına bu denli ilgi gösterdi? Kim organize etti?

2) Olayların büyüyeceğini öngören takım yetkililerimizin önerileri neden dikkate alınmadı? Federasyon yetkilileri neden bile bile lades dediler?

3) Derbi maçında salonda 3-5 polis bulundurmak nasıl mümkün olabiliyor? Polis o kadar azınlıktayken doğal olarak ilk olaylara müdahale edemezdi. Peki alkollü taraftarı neden içeri aldılar? Üzerlerini neden aramadılar? Bu insanlar muhtemelen kesici, delici alet de taşıyorlardı yanlarında. Ya sporculardan bir tanesi zarar görseydi? Ya oradaki herhangi bir insan salon içerisinde zarar görseydi? Daha sonra gelen takviye kuvvete ne demeli? Salon içerisinde biber gazı sıkılır mı?

4) Gelelim büyük Galatasaray taraftarına. Bu takımın yalnız bırakıldığı yetmedi mi? Yalnız oldukları sadece olay çıktığı zaman mı akıllara gelecek? Kimseye tribün adabı öğretecek değilim, o denli hakim de değilim ama bu kadar başarılı olmuş bir branşın salonlarda yalnız bırakılması içime sinmiyor. Diğer branşların maçları olduğunda az sayıda taraftar olması anlaşılabilir ancak Ahmet Cömert gibi ufak bir salona 200-300 kişi sokamıyorsak yazıklar olsun. Sporcularımızın morallerini o denli bozmaya hiçbirimizin hakkı yok. Üstelik onlar bize o kadar sevinç yaşatmışken…

5) İnsanların tekerlekli sandalyelerini, koltuk değneklerini savaş aleti olarak kullanan zavallılar… Hangi zorluklarda onların elde edildiğinin farkında mısınız? İnsan bile olmadığınızın farkında mısınız? Başka sözüm yok.

6) Gelelim televizyonda açıklama yapan Beşiktaş yetkilisine: https://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=cXriIoXqi0c#! Olayların iç yüzünü bilmeden insanları suçlamak da neyin nesi? Gerçi sahada her şeye şahit olup, hala daha bizi suçlayabilen insanlarla bir arada olmanız (Belki de o sizdiniz.) bu durumu olağan hale getiriyor. “Profesyoneller” olarak bahsettiğiniz Sedat Hoca’nın, Abdurrahman Bey’in olayların yatışması adına nasıl çaba gösterdiklerini görmüyorsanız bir şey diyemiyorum. Neymiş, skor odaklılık varmış. Daha rahat kazanmak adına Beşiktaş taraftarına istemiyormuşuz. Şimdi şımarıklık olacak ama beyefendi Beşiktaş taraftarı varken de 40 sayılık farkla kazandık. Olay Beşiktaşlıların skora etkisi değil, çıkabilecek olaylar ile insanların canlarının yanmasının engellenmesiydi. Tabii siz bunu ne kadar önemsediniz? Bir de üzerine provokasyon olduğunu söylüyorsunuz. Söyleyin, bu mu provokasyon. Bu denli at gözlüğü ile bakmayınız.

7) Gelelim kendi yöneticilerimize. Sizler de bu takımı sahipsiz bırakıyorsunuz. Braga maçı, o maçı, bu maçı anlayış gösteriliyor ama bir yere kadar… Derbi haftasıyken taraftarı organize edecek bir hareket düzenlenemez miydi? Beşiktaşlıların salona girişi çok önceden TBESF, GSGM ve İl Güvenlik Kurulu ile konuşulup engellenemez miydi? Neden her şey başımıza gelen kötü olaylardan sonra aklınıza geliyor? Hoş, aklınıza gelecek mi? O da soru işareti… İkinci yarı Akatlar’da göreceğiz.

8) Bir soru da ultrAslan’a. Her şey kareografi mi? Fenerbahçe’ye her şeyinizle odaklanmak zorunda mısınız? Neden sizden bir organizasyon çağrısı gelmedi? Foruma girdiğimde maç duyurusu bile yoktu. Kusura bakmayınız. Bu olayların başlangıcında sizin de sorumluluğunuz var. Bu takımı yalnız bırakmasaydınız o insanlar ellerini kollarını sallaya sallaya salona giremeyeceklerdi. Sınıfta kaldınız, kusura bakmayın.

9) Sevgili klavye taraftarları, bir sözüm de sizlere. Kusura bakmayınız, tivitir, feysbuk üzerinden resim/video paylaşmakla, iki satır küfür etmekle olmuyor bu işler. Sizleri salonlarda takımlarımızın yanında görmek isteriz. (İmkanı olmayıp da gelemeyenleri tenzih ediyorum.)

Soracak, sorgulanacak çok şey var. Bu işin Galatasaray’ı, Beşiktaş’ı yok. Ortada çok büyük bir ayıp var. İnsanların canları yandı. Mutlu musunuz?

TSBSL 2. Hafta | Galatasaray – Beşiktaş RMK Marine : Derbi Havası!

Engelsiz Aslanlar, Türkiye Tekerlekli Sandalye Basketbol Süper Lig 2. haftasında 9 Aralık 2012 Pazar günü saat 14.00’da Ahmet Cömert Spor Salonu’nda ezeli rakibi Beşiktaş RMK Marine ile karşı karşıya gelecek.

Beşiktaş yeni sezona hem yeni bir sponsor hem de yeni bir antrenör ile başladı. RMK Marine’in desteği sayesinde maddi olarak rahatlayah siyah beyazlı ekip, antrenör olarak da daha önce Galatasaray’da Sedat İncesu’nun yardımlığını yapmış, Genç ve A Milli takımlarda yardımcı antrenörlük görevinde de bulunmuş Tacettin Çıpa ile anlaştı.

Beşiktaş RMK Marine geçtiğimiz sezon sahip olduğu kadroyu koruyarak yoluna devam ediyor. A Milli Takım oyuncuları Kaan Dalay, Cem Gezinci, Bülent Yılmaz, Deniz Acar ve Aytaç Ercan’ı barındıran kadrosu ile bu ligde Galatasaray’ın ardından ligin en iyi kadrosuna sahipler.

Ligin ilk haftasında KKTC Turkcell ile Süleyman Seba Spor Salonu’nda karşı karşıya gelen Beşiktaş, rakibini 20 sayılık fark ile 92-72 mağlup etti ve lige iyi bir başlangıç yaptı.

Engelsiz Aslanlar ise ligdeki ilk maçında Yalova deplasmanından 64 sayılık fark ile galip dönerek kaldığı yerden devam ederken bu maçta Matt Scott, Tristan Knowles, Murat Yazıcı, Umut Ünar, Seyran Orman Kurt ve Mustafa Korkmaz’a rotasyon nedeniyle şans tanıyamadı.

12 kişilik maç kadrosuna kimlerin giremeyeceği belli olmadığı için maç senaryosu tahmin edilebilir düzeyde değil. Yine de özellikle Sofyane Mehiaoui, Mustafa Korkmaz, Bestami Boz ve Serdar Sağlam’ın kadromuza katılmış olması kalite olarak geçen senenin bir adım önünde olduğumuzu, dolayısıyla maçın lehimize sonuçlanabileceğini öngörmemizi sağlıyor.

Yalova’da Galatasaray taraftarının büyük desteğini ardına alan Engelsiz Aslanlar aynı etkiyi ve katkıyı bu kez İstanbullu taraftarlardan beklemekte. Ahmet Cömert Spor Salonu 4. kez Dünya Şampiyonu ünvanını alan takımımızı selamlamak için sizleri bekler.  Maç saatinin ve yerinin uygunluğunu da bu faktörler içerisine katacak olursak o salonun bir kez olsun dolması o kadar iyi olur ki…

Haydi Galatasaray taraftarı! Dünya’nın en iyi takımını selamlamak için, Galatasaray’ı ezeli rakibi karşısında desteklemek için, Engelsiz Aslanlar için pazar günü Ahmet Cömert Spor Salonu’na!

Tebrikler Beşiktaş

Ülkemizi Andre Verguwen Kupası‘nda temsil eden Beşiktaş, finalde Fransa’nın CS Meaux takımına 65-56 mağlup olarak turnuvayı ikinci sırada tamamladı.

Maça iyi başlayan temsilcimiz, ilk çeyrekte bir ara farkı 10 sayıya kadar çıkarttı ve bu çeyreği 22-16 önde tamamladı. İkinci çeyrekten itibaren tempoyu arttıran Meaux takımı, çeyreğin son 2 dakikasında ilk kez öne geçti (32-30) ve ilk yarıyı 35-32 önde tamamladı.

İkinci çeyrekteki skor sıkıntısını diğerine de yanısıtan siyah beyazlı ekibimiz, çeyreğin sonuna doğru farkın çift hanelere çıkmasına engel olamadı ve bu çeyrek de 51-40 Meaux üstünlüğü ile geçildi. Final periyodunda farkı iki kere 6 sayıya kadar çeken Beşiktaş’ın nefesi yetmeyince, karşılaşmayı ve şampiyonluğu Meaux kazandı.

Beşiktaş’ta toplam 8 oyuncu süre alırken, Cem Gezinci ( 16 sayı 15 ribauntluk oyununa rağmen mağlubiyete engel olamadı. Cem’e Kaan Dalay 16 sayı 3 asist ve Mehmet Akın 12 sayı 6 ribauntla eşlik etti.

Beşiktaş’ı tebirk eder, geçen sezon 3. tamamladıkları turnavayı, önümüzdeki sezon kazanmalarını dilerim.