Tag Archives: iwbf europe

Farkındalık problemi orada! #EngelsizAslanlar

ChSvLebU0AAQQ9V.jpg

Tekerlekli sandalye basketboluna olan ilgim sanılanın aksine 2005 senesine değil, çok daha öncesine dayanmakta. Hala etkili şekilde kullanılıyor mu bilmiyorum ama TRT’nin teletext sayfasından maç sonuçlarını kontrol ettiğim, İzmir BŞB’nin dominasyonuna şahit olduğum dönemler… Lig başlayalı da çok uzun olmamış zaten, tahminen 4-5 sene öncesinde, 1996-97 gibi bir başlangıç senesine sahip. Ufak da olsa bir ivme kazanmış ama tanınırlığı olmayan bir spordu, hoş günümüzde ne kadar popüler o da tartışılır değil mi? Beşiktaş şubeyi kurduğunda nasıl kıskandığımı hatırlıyorum. Üstüne bir de İzmir’in egemenliğini kırınca… (Tesadüf bu ya, şimdi de bizim egemenliğimize bir sene ara verdiler, dokuz senelerine mal olsa da :))

Özhan Canaydın’ın imza attığı en önemli projelerden biridir Engelsiz Aslanlar. Başarıları falan bir kenara bırakıyorum zira zaten bakir olan bir branşta düzgün bir yapılanma ile başarı gelmemesi sürpriz olabilirdi. Hoş, yaşanan zorlukları görünce yüzleşince sportif yapılanma dışında çoğu şeyin çok da düzgün olmadığını anlıyorsunuz ve kendilerine olan saygınız bin kat artıyor. Konuya dönecek olursam, olay başarılar ile alakalı değil. Engelli bireylere bakış açısının değiştirilmesi, sporu kullanarak bireylerin kendilerine olan güvenlerini yerine getirilmesi, bu bireylere hayatlarını iyi koşullarda sürdürebilecek imkanların tanınması ve en önemlisi toplumdaki diğer engelli bireylere rol model olmalarını sağlamak… Engelli bireylere Türkiye’deki insanların bakış açısını düşündüğünüzde amaçlanan ve yapılmaya çalışılan işin ne denli zor olduğunu anlıyorsunuz. Bu yüzden başarılı olup, branşı tanıtmak, farkındalık yaratmak çok önemliydi. Kısmen de olsa başarıldı. Yani, başarılı olundu elbette. 9 lig, 5 Avrupa, 4 Dünya şampiyonluğu yabana atılamaz. Üstelik bu başarılar 9 sene içinde geldiyse bunun adı dominasyon oluyor. Hani futbolda Barcelona son 12 sezonda 8 La Liga, 4 Şampiyonlar Ligi, 3 Kulüpler Dünya Kupası kazanınca ağzımız nasıl sulanıyorsa, tekerlekli sandalye basketbolunda kendi takımımız bunu daha kısa sürede, daha iyi yaptı. Sayılar ortada…

Peki hedefler neden kısmen başarılmış oldu? Neden tüm amaçlara ulaşılamadı? Öncelikle yeterli seviyede farkındalık sağlanamadığını düşünüyorum. Bunda Galatasaray’a ait medya organlarının (Web sitesi, dergi, sosyal medya hesapları, televizyon vb.) yetersiz kalması pay sahibi elbette. Bir dönem (2010-2013 arası olması lazım, tam emin değilim. Kontrol edilmeli.) kendisine görece fazla yer bulsa da, maç öncesi, maç sonu haberleri ve ara sıra röportajlardan ileri gidemedik. Branşın popülaritesini artırmak amaçlandığında, Galatasaray markası altında o branşa dair güzel bilgiler bulunmasını isterim. Bizim web sitemizde puanlama sistemi ve IWBF Europe’un sitesine yönlendirme dışında herhangi bir bilgi bulunmamakta. Halbuki bu kadar başarılı, taraftarın önemsediği ve bir aile havasının yaşandığı branş; kulübün sosyal medya hesaplarında daha fazla ön plana çıkarılamaz mıydı? Kısa videolar, bilgilendirici yazılar ile ilgili olmayan kesimin dikkati çekilemez miydi? Hoş, mevcut durumda resmi sitede basketbol altında olmayan, buna rağmen tüm branşlara sunulan resmi sosyal medya hesabı imkanından faydalanamayan ve resmen atıl olarak görülen bir yapı için bunu istemek lüks oluyor sanırım.

İkincil olarak sorun başarıların kanıksanmış olması. Taraftar “Engelsiz Aslanlar nasılsa şampiyon olur.” algısıyla yaklaştı olaya.En güçlü takım bizde, çıkar alırız… Halbuki arka tarafta yaşanan sorunlar, yapılan antrenmanlar, çekilen çileler hep gizli kalıyor. Bu da başarıların kolay kazanıldığı algısı yaratıp, kanıksanmasına ve olağan karşılanmasına neden oluyor.Senelerdir futbolda kazanılan UEFA Kupası’nın ne denli zor ortamda, ödeme zorlukları altında kazanıldığından bahsedilir. (En azından ben öyle hatırlıyorum.) Erkek basketbol takımında ödeme problemi olduğunda Kerem Gönlüm kulübe ihtar gönderir, antrenmana çıkmama tehditleri gelir ve basın kullanılır. (Tabi hiçbir sonuç, kulübün yarattığı ödeme problemi nedenini geçersiz kılmaz.) Yani, görece popüler branşlarda yaşanılan sorunlar bir şekilde gün yüzüne çıkarılırken, kulübüne bağlı ve etik duruşlarını hiçbir zaman bozmayan ve kendilerini hukukun çizmiş olduğu sınırlar içerisinde tutan, bunu da hiçbir zaman basın yoluyla fırtına kopararak yaymayan bir grup kol kırılır yen içinde kalır felsefesiyle yaşadığı zorlukları hep içinde tutar. Bu zorlukların, sıkıntıların ve yoğun programın farkında olmayan insanlar ise başarıyı kanıksar ve ilgi otomatik olarak azalır. Kısaca, istenilen farkındalığı yaratamamış olursunuz. Sorunları değil, başarıları ön planda tutmak bu noktada önemlidir ama yukarıda yazdığım Galatasaray’a ait medya organlarının yetersizliği buna engel oluyor.

Son olarak bazı kesimlerin kulübün, branşın ve engelli bireylerin ön planda olmasında duydukları rahatsızlık var. Neden? Çünkü Engelsiz Aslanlar hepsinin kurdukları düzene çomağın en büyüğünü sokuyor. 9 uluslar arası başarı ile hem kulübün hem de Türkiye sporunun en başarılı temsilcisi olmak size Galatasaray’da avantaj değil, dezavantaj sağlıyor çünkü çalışma sisteminiz bazılarının alışılageldik sistemi ile örtüşmüyor. Ahbap çavuş ilişkisine değil, etiğe, ahlaka, Galatasaray kültürüne, çok çalışmaya ve her zaman daha iyisi olmak için mücadeleye dayanıyor.Aynı durum federasyon seviyesinde de geçerli. Galatasaray maaş skalasını yüksek tutar, engelli bireylerin kendilerine yetebilmelerini ve iyi koşulda olmalarını sağlar. Bir çoğu ise engellilerin kendilerine bağımlı olmalarını, paraların kendi ceplerine inmesini ister. Amaçları ne sporu geliştirmek, ne de engelli bireylerin toplum içinde yer edinmesini sağlamak. Sporcusunun üniversite bursunu kesmekten tutun da, iş tehdidine; kadın sporculara tacizden tutun da, yolsuzluklara kadar her şey var ne yazık ki. Kötüsü, bu düzenlerinin bozulmasını da istemiyorlar. R. Sedat İncesu ise bu bireylerin daha iyi konumda olması için gerekirse kendi kariyerini tehlikeye atar, sporcularına etiğin, ahlakın, doğruluğun ve çok çalışmanın önemini anlatır. Düzenlerine terstir.

Peki şimdi ne olacak? Bildiğiniz gibi Engelsiz Aslanlar kurulduğu günden bu yana ilk defa yerel ligde şampiyon olamadı. Bir devrin sonu aslında. Engelsiz Aslanlar için ilk etap bitmiş oldu. İkinci etapta yaratılan farkındalığın rüzgarı ile çok daha güçlü bir yapı kurmak amaçlanmakla birlikte, yukarıda saydığım nedenlerle farkındalık problemi ile karşı karşıyayız.Bu da işleri tahmin edilenden daha zor kılacak.

Aslında içimdekileri dökmek üzere başlamıştım, dertleşmek istiyordum kendimce… Hatta bu yazı saf taraftarlığa dönüşümün başlangıcı olsun istemiştim. Yeniden uzaktan takip ettiğim günlere dönmek için bir adım olacaktı. Bir veda belki de… 2009 senesinde bu blogu kurarken amacım gayet naifti. Farkındalık problemi o dönem dikkatimi çekmiş, düşünün yedi koca sene geçti üzerinden, ve branşı daha görünür, daha bilinir hale getirmek istemiştim. (Sedat Hoca ile tanışmamız da benzer döneme denk gelir.) Sonra her geçen gün biraz daha ailenin içinde buldum kendimi. Zorlukları gördüm, şahit oldum. Bire bir… Farkındalık problemi oradaydı. Bloga yeniden yazayım istedim, tek başına altından kalkamadım sanırım. Gündelik hayat, yaşam kavgası bu işi amatörce yapmayı bir şekilde engelliyor. Maç içerisinde istatistik tuttum bir dönem. Hem blogda yazarım, hem de sezon verileri özellikle Avrupa mücadeleleri öncesinde işe yarar diye düşündüm. Yine belli noktada bırakmak durumunda kaldım. Farkındalık problemi hala oradaydı. Arada haberler verdim, isyan ettim… Haksızlıklara karşı, zorluklara karşı sesleri olmaya çalıştım. Kısmi olarak başarılı oldum ama tüm tepkiler günlük olarak orada kaldık. Farkındalık problemi hala oradaydı. Sponsorluk için, ödeme güçlükleri yaşanan dönemlerde ödemelerin yapılması için kaç kişiye, kaç şirkete gittim bilmiyorum. Galatasaraylılıkları ile sosyal medyada övünen insanlar dönüp cevap bile vermeye yüksündüler. Nasıl moral bozucu bilemezsiniz. Halbuki “Ne yazık ki olumlu dönemiyoruz.” deseler, “Eyvallah.” deyip gidecektim. Düşünün, farkındalık problemi hala orada.

Popülarite her şey dostlar. Eğer yapacağınız katkının sonunda takdir göremeyeceğinizi ya da ön plana çıkamayacağınızı biliyorsanız, o işi genelde yapmıyorsunuz. Ben de kendimi sorgular oldum. Tüm saflığımla uğruna mücadele ettiğim şeylerden ne kazandığımı düşündüm. Ön plana çıktım, aracı oldum, geri plana atıldım ama hep devam ettim çünkü tek amacım bu branşın, Engelsiz Aslanlar’ın iyi durumda olması ve istenilen farkındalık seviyesine Türkiye halkını ulaştırması.Çok daha iyi projelerle çok daha fazla sayıda engelli bireyin hayatına dokunmalarını sağlayabilmek. Önemli olan bu davadır benim için. Ancak farkındalık problemi hala orada.

2009 yılında hiçbir şey bilmeden safça başladığım bu yolculuğu nereye kadar taşırım bilmiyorum. Bazen uzaktan sevmek daha mı iyi diye düşünmüyor değilim. Evet, veda yazısı olabilirdi bu ama şimdilik nokta koymuyorum. Farkındalık problemlerini, zorlukları düşündükçe yarı yolda bırakmak da istemiyorum ama öte yandan boşa kürek çekiyormuşum gibi geliyor. O yüzden bir virgül ile bu hikayeyi durduruyorum kendi adıma. Düşüneceğim.

7 yıl boyunca bir şekilde burayı okuduysanız, bir şeyler katabildiysem sizlere benden mutlusu yok.

Lütfen unutmayın, farkındalık problemi orada.

#EngelsizAslanlar! #GalatasarayınGerçekRuhu!

Engelsiz Aslanlar Yarı Final’de!

IWBF Europe Champions Cup’ta ilk gün tamamlandı. Turnuvanın ilk gününde iki kere parkeye çıkan Engelsiz Aslanlar, iki maçını da kazanarak hem grup liderliğini hem de yarı finali garantilemiş oldu.

Günün ilk maçında İspanyol Fundosa Once ile karşılaşan takımımız maça iyi başlayıp 6-2 öne fırlamasına rağmen bir ara 7 sayı farkla geriye düştüğü çeyreği 15-20 geride tamamladı. İkinci çeyreğin başında rakibine sayı attırmayan ve 8-0’lık seri ile skoru 23-20’ye getiren Engelsiz Aslanlar, devre sonuna doğru göstermiş olduğu kötü performans neticesinde soyunma odasına 29-33 geride girdi.

Üçüncü çeyrek tamamen kontrolümüz dışında geçti. Sahada pek bir varlık gösteremeyen takımımız karar anlarına 56-46 geride girdi.  Son çeyrek başında farkı hemen 12 sayıya çeken İspanyollara karşılık gecikmedi ve skoru 62’de eşitledik. Çeyrek sonunda hakemlerin hatalı kararlarına rağmen geri adım atmayan takımımız, kötü geçirdiği maçı iyi bitirerek 71-69 galibiyetle ayrıldı.

Takımımızın istatistikleri şu şekilde:

StatsFundosa

Günün ikinci maçında akşam seansında İtalyan Stefano Sport ile karşılaşan takımımız maçın kontrolünü baştan eline aldı ve Stefano’nun bir an bile umutlanmasına izin vermedi. İlk maçta iyi performans gösteremeyen oyuncularımızın form tutabilmeleri için de iyi bir araç olan maçtan 101-52’lik skor ile galip ayrıldık.

Takımımızın Stefano Sport karşısındaki istatistikleri ise şu şekildeydi:

StatsStefano

Engelsiz Aslanlar’ımız yarın grubun son maçında turnuvaya veda eden son şampiyon RSV Lahn-Dill ile mücadele edecek. Karşılaşma TSİ 13.30’da başlayacak. Daha sonra ise akşam seansında TSİ 21.00’da yarı final maçına çıkacak.

Yarı finaldeki rakibimiz A Grubu’nda yarı finali garantileyen iki takım arasında oynanacak Santa Lucia – BJK RMK Marine maçının mağlubu olacak.

Bizim grubumuzda üst tura çıkacak takımı ise yarın TSİ 13.30 oynanacak Fundosa Once – Stefano Sport maçı belirleyecek.

IWBF Europe Champions Cup: Rakiplerimizi Tanıyalım: RSV Lahn-Dill

RSV-Lahn-Dill-2012-2013-med

Turnuvanın ikinci gününde grubumuzdaki son karşılaşmamızı yapacağımız Lahn-Dill ile son 5-6 senedir oluşan ciddi bir rekabet olduğunu gözlemleyebiliyoruz. Peki RSV Lahn-Dill takımını bu denli başarılı kılan nedir?

Öncelikle Alman ekibinin geçmişini biraz öğrenelim. RSV Lahn-Dill Almanya’nın Wetzlar kentinde 1983 yılında kuruldu. 1987 yılında Bundesliga’ya çıkmayı başaran Lahn-Dill, bu yıldan sonra bir düşüş içerisinde girerek, bölgesel lige kadar düştü. Yeniden yapılanma içerisine giren ve meyvelerini kısa sürede alan kulüp, 1994 yılında yeniden Bundesliga’ya dönme başarısını gösterdi. 1997 senesinde Bundesliga’yı ikinci sırada bitirerek o zamana kadarki en iyi derecesini elde etti. Ertesi sezon, 1998 senesinde ise ilk Almanya şampiyonluğuna yalnızca tek yenilgi ile ulaştılar. 1999 yılında bu branşta Almanya’daki ilk fan kulübü kurulduktan sonra, 2000 senesinde Lahn-Dill bünyesine ilk yabancı oyuncusunu kattı.

Milenyum tam anlamıyla tekerlekli sandalye basketboluna gerek Almanya’da, gerekse Avrupa’da RSV Lahn-Dill damgasının vurulacağı anlamına geliyordu. Profesyonel bir yapılanmaya sahip olan kulüp, ilk olarak 2002 senesinde Almanya Kupası’nı tarihlerinde ilk kez kazanma başarısı gösterdi. 2003 yazında kadroya iki Kanadalı Patrick Anderson ve Joey Johnson’ın dahil edilmesi, Lahn-Dill dominasyonunun resmi olarak başladığını işaret ediyordu. 2003-2006 yılları arasında Bundesliga’da tam 55 maçı hiç yenilmeden bitirerek bitirerek önemli bir başarı gösterdiler. 2003-04 sezonundan günümüze kadar sadece bir kez (2008-09 Sezonu, Rollis Zwickau) Bundesliga’da şampiyon olamadılar. 2002 senesinden bu yana Almanya Kupası’nda ise sadece iki sene (2003 ve 2008, Rollis Zwickau) şampiyon olamadılar.

2000’li yıllarda göstermiş oldukları dominasyon Avrupa arenasına da yansıdı. İlk olarak 2002 senesinde Willi Brinkmann Kupası’nı kazanan Alman ekibi, Kanadalı oyuncularının da katkısıyla 2004-2006 seneleri arasında peş peşe 3 kez olmak üzere, toplamda beş kez (2010,2012) Şampiyonlar Kupası’nı müzesine götürdü. Bu kupalara bir de 2010 senesinde kazandıkları Kitakyushu Kupası (Kıtalar Arası Kupa) da eklendiğinde ortaya gerçekten muhteşem bir tablo çıkmakta.

Tekerlekli sandalye basketbolu branşında yeryüzünde gözlemlenebilecek en profesyonel yapılanmalardan birine sahip olan Alman ekibinin, alt yapısıyla, fan kulübüyle üst düzey bir organizasyon ile yönetildiğini söylemek gerekir. Kendilerine bu önemli başarıları sadece yaptıkları transferler değil, bu anlayış da getirmiştir.

Galatasaray ile RSV Lahn Dill arasındaki rekabet tamamen son beş sezonda iki takımın bu branşta ön plana çıkması neticesinde oluşmuştur. IWBF Europe Champions Cup’taki son beş sezon finalinin üçünde bu iki takım karşı karşıya gelmiştir. Bunun yanı sıra 2009 senesinde Engelsiz Aslanlar’ımız yarı finalde Lahn Dill’i eleyerek final oynama şansı kazanmış, finalde bir diğer Alman ekibi Zwickau’yu yenerek kupaya uzanmıştı. Kısacası bu iki ekip son beş sezonun dördünde en kötü ihtimalle yarı finalde karşı karşıya geldiler ve Galatasaray’ımız bu dört eşleşmenin üçünde gülen taraf oldu. Tek mağlubiyetimizi, maalesef, geçen sezon kendi evimizde düzenlemiş olduğumuz final karşılaşmasında Steve Serio ve Joey Johnson ikilisinin mükemmel oyunlarına boyun eğerek aldık.

RSV Lahn-Dill sezona bu iki önemli oyuncusunu kaybederek başladı. Elbette kendilerini derinden etkileyen bir takım ekonomik sıkıntıların bunda etkisi büyüktü. Bu nedenle karşımıza nispeten zayıflamış bir kadroyla çıkacaklarını belirtmek gerekir. Yine de finallere doğrudan katılan Alman ekibini hafife almak doğru olmaz zira gelenin gidenin önemli olmadığı bir sistem takımı ile karşı karşıya olduğumuz ortadadır.

Normal sezonu aldıkları üç mağlubiyetle üçüncü sırada bitiren Lahn-Dill, buna rağmen play-offlarda önce lig ikincisi Thuringen’i daha sonra da finalde lig dördüncüsü Mainhatten’i geçerek şampiyonluğa uzandılar. Alman Kupası finalinde yine Mainhatten’i mağlup ettiklerini de belirtmek gerekir.

RSV Lahn-Dill’in takım kadrosu şu şekilde:

Lahn-Dill

 

Bu sezon kadrosuna Britanyalı Joe Bestwick’i kadrosuna dahil  etmeleri Paye’nin  skor yükünün doğrudan Bestwick ile paylaşılacağı anlamına geliyordu. Sezon boyunca göstermiş olduğu performans bunu doğruladı ve Paye ile birlikte Bestwick takımın en skorer ismi haline geldi. Bunun yanı sıra tecrübeli Dirk Köhler ve Thomas Böhme de bu isimlere katkı verebilecek oyuncu olarak dikkat çekiyor.

Lahn-Dill’e karşı da kadro derinliği avantajımız ortaya çıkıyor fakat geçen sezon final maçında göstermiş oldukları performans, hiç çıkmadan oynayacak oyuncuların kimi zaman fişi çekebileceklerini göstermekte. O yüzden kendilerine karşı yüksek konsantrasyon ve azimle oynamak bize ancak kadro derinliği avantajını hissettirecektir.

IWBF Europe Champions Cup: Rakibimizi Tanıyalım: ASD. S. Stefano Sport


stefano2

Engelsiz Aslanlar’ımız Şampiyonlar Kupası finallerinin ilk günü ikinci maçında İtalyan ASD. S. Stefano Sport ile TSİ 21.15’te karşı karşıya gelecek.

İtalya tarihinin üçüncü tekerleklekli sandalye basketbol takımı olan Stefano Sport, bir psikolojik ve fizyolojik rehabilitasyon merkezinin ürünü olarak 1976 senesinde kuruldu. 2001 yılında Banca Marche’nin sponsorluğu ile yollarına devam etmekteler. Bu süreç zarfında özellikle Santa Lucia ve Elecom Sport Roma takımlarının gölgesinde sportif faaliyetlerine devam ettiler. Avrupa arenasındaki en önemli kazanımları 2004 ve 2006 yıllarında kazandıkları Willi Brinkmann Kupası olarak gözükmekte.

Bu sene İtalya Ligi’nde oynadığı 12 karşılaşmadan 8 galibiyetle ayrılan Stefano Sport, skorer oyunuyla göze çarpıyor. (Maç başı 69 sayı, İtalya Ligi’nin en skorer iki takımından biri.) Euroleague 1 elemelerinde Beşiktaş RMK Marine ile aynı grupta yer aldılar ve grupta tek yenilgilerini bu takıma karşı alarak 3-1’lik dereceleriyle finallere kalmaya hak kazandılar.

Grubun en zayıf rakibi olarak göze çarpıyorlar. Sporda ne olacağı belli olmasa da muhtemelen tüm maçlarını kaybederek sonuncu olacaklardır. Dolayısıyla maçı mümkün olduğunca erken bitirip, ertesi gün için tempoyu biraz düşürmek işimize gelecektir.

Stefano’nun kadrosu şu şekilde:

Stefano

IWBF Europe Champions Cup: Rakibimizi Tanıyalım: C. D. Fundosa ONCE

IWBF Europe Champions Cup B grubu ilk maçında 3 Mayıs 2013 Cuma günü 16.45’te karşılaşacağımız C.D. Fundosa Once takımını tanıyalım:

Fundosa

Tam ismi “Club Deportivo Fundosa Once” olan takım, İspanya’nın Madrid şehrinde 1994 yılında kuruldu. 19 yıllık kulüp tarihi boyunca 11 kez İspanya şampiyonu olan takım, 1997 yılında İspanya’ya ilk ve tek Champions Cup zaferini tattırdı. Kulüp bunun yanı sıra 3 kez bu kupada ikincilik kazandı.

Geçen sezon İstanbul’da düzenlenen turnuvada çapraz grubumuzda yer alan Fundosa, son maçta Santa Lucia’yı yenerek yarı finalde rakibimiz olmuştu. Engelsiz Aslanlar’ımızın yarı finaldeki iyi performansı ile turnuvada üçüncülük maçına çıkmaya mahkum ettiği İspanyol temsilcisi, İtalyan Elecom Sport Roma’ya yenilerek turnuvayı dördüncü sırada tamamlamıştı.

Fundosa Once bu sezon İspanya Ligi’nde yalnızca tek mağlubiyet aldı ve sezonu 17-1’lik derece ile şampiyon tamamlandı. (İspanya Ligi’nde play-off oynanmıyor.) Ligdeki tek yenilgisini 16. haftada MIDEBA karşısında aldılar. (54-75)

Euroleague 1 elemelerinde İtalya’nın Roma kentinde mücadele eden Fundosa, Santa Lucia (ITA), Hyeres (FRA), Padova (ITA) ve Tel Aviv (ISR) takımlarını mağlup ederek 4-0’lık derece ile finallere isimlerini yazdırdılar.

İspanyol ekibinin finallerin güçlü ekiplerinden biri olduğunu söylemek gerekir. Milli takımlarının en önemli oyuncularından Zarzuela kadrolarında bulunuyor. Bir diğer İspanyol Rafael Muino da düşük puanlı olmasına rağmen takımına önemli katkılar vermekte. Fundosa’nın en önemli iki oyuncusu Britanyalı Terry Bywater ve Çek Cumhuriyeti vatandaşı Petr Tuçek. İspanyol ekibi tamamen bu ikilinin verimliliği üzerine kurulmuş gibi duruyor. Bu ikiliye Avustralyalı Bill Latham destek veriyor. Bywater ve Tuçek’in 4.5 puanlık iki oyuncu olmaları takımı sıkıntıya sokacakmış gibi gözükse de Daniel Stix (1.5 Puan, 16 yaş) ve Pablo Cubo’nun (2.5 puan, 17 yaş) yalnızca 2 puanı işgal etmeleri nedeniyle Stix – Cubo – Zarzuela – Bywater – Tucek beşini kullanabilmelerini sağlıyor. Muino – Zarzuela – Latham – Bywater (Tuçek) dörtlüsünün toplamı 13.5 toplama sahip olması da Stix ile birlikte kadronun tamamlanabilmesini sağlıyor. Kısacası, uzun beşimize karşılık verebilecek, üretken bir takım ile karşı karşıyayız. Ligde 77 sayı ortalaması ile oynamaları çok büyük bir gösterge.

Fundosa karşısında en büyük avantajımız kadro derinliğimiz olarak gözükmekte. Özellikle Seyran veya Seda oyundayken Ferit – Özgür – Fifi – Tristan beşi ile oynayabilmek rakibimizin bir pozisyonda mutlak suretle fizik dezavantajı yaşamasına neden olacaktır. Bunun yanı sıra boyalı alanın mümkün mertebe kapanması ve yapılacak baskı bizim için oldukça önemli. Maçın ilk yarısı bizim açımızdan oldukça zorlu geçecektir ancak ikinci yarıda ipleri elimize alacağımızı, kontrollü bir şekilde maçı tamamlayabileceğimizi düşünüyorum. İspanyol ekibinin tek avantajı taraftarı olarak gözükmekte. Yine de ligde, kupada ve elemelerde yalnızca tek maç kaybetmiş bir takım ile karşı karşıya olduğumuzu unutmamak gerekir.

Fundosa’nın takım kadrosuna http://www.cdfundosaonce.com/plantilla.html adresinden ulaşabilirsiniz.